Birisi doğrudan diğeri dolaylı iki sorum var bu hususta. Birincisi, Sahabenin tefsirdeki yeri nasıl anlaşılmıştır.
Klasik tefsir usulü kitaplarinda Sahabe'nin mümtaz bir yeri vardır. Onlar genel olarak Kur'ânı anlamada en önde gelen insanlardır.
Sahabe'nin (radıyallahu anhum) Kur'anın inişine şahit olmaları, onların en mümtaz ayrıcalıklarıdır. Kur'an'ın nuzulü, onun tebliği, yaşanması, ve muhafazası onların hayatlarının bir parçasıdır. Bütün bunların yanında hiç kimsenin hiç bir zaman elde edemeyeceği bir husus: onlar Kur'anı Hazreti Peygamberle birlikte yaşamışlardır.
1. Bu hususlar Sahabenin daha sonrakilere nazaran üstünlüğünü tesbit sadedinde söylenmiş argümanlardır. Bütün bunlara rağmen ve işin Kur'an-ı Kerimi anlamaya bakan yönüyle şu soruyu tekrar sormak istiyorum: Sahabenin Kur'anı en iyi anlaması ne demektir?
2. Yukarıda Sahabe'lerle alakalı söylediğim hususiyetlerden ortaya çıkan ayrı bir konu daha var. ''Kur'anı yaşamak'' ve onu ''hayatına hayat yapmak'', daha sonraki insanlara da bir farklılık kazandırır mı? Kur'anı anlamada bir ayrıcalık kazandırır mı? Eğer kazandırırsa, tefsir felsefesi içinde ''Kur'anı yaşamak'' gibi bir unsurun yeri ve farkı nedir?
Bu iki konuyu ayrı ayrı takip etmeye çalışacağım.
Comments
Post a Comment