Dictionary of the Holy Qur'an
Review

Abdülmennan Ömer ('Abdul Mannan Omar)'in Dictionary of the Holy Qur'an çalışması 2005 te yayınlanmış. Colin Turner, Bediüzzaman and the Concept of 'Adl: Towards Nursian Ontology of Divine Justice makalesinde 'adl kelimesinin Arapça sözlük manalarını Ömer'in bu çalışmasından almış. Turner ''a-de-le' fiilinin bilinen manalarını verdikten sonra şunu ilave ediyor: "'a-de-le aynı zamanda doğru yoldan ayrılma manasına da geliyor." Bu manaya geldiğine delil olarak Kur'andan 4:135, 5:9 (herhalde 5:8'i kastediyor) ve 27:60 ayetlerini gösteriyor. Makale aslında başarılı ama yaptığı bu alıntıda problem var.
İslami ilimlerde Kur'an teminolojisi denildiğinde ilk akla gelen Ragıb El-İsfahani'nin El-Müfredat'ıdır (El-Müfredat fi Ğarib'il-Kur'an). Ben de önce oraya baktım. El-Müfredat'ın ilgili maddesi İngilizceye terceme edilecek olursa Ömer'in kitabındaki 'adl maddesinin en az iki katı uzunluğunda olur. Buna rağmen İsfahani'nin makalesi bile konuyu tam olarak tahlil etmemiş. En azından Kur'an'daki bütün kullanım inceliklerine değinmemiş diyebiliriz.
İsfahani'nin makalesinde açıkça görülüyor ki 'adele fiili 'an harf-i cer'i ile kullanıldığında 'doğru yoldan ayrılmak' manasına geliyor. Bu durumda fiilin mastarı 'udul oluyor ve fiilin nesnesinin başına bir 'an edatı geliyor-Türkçedeki -den, -dan eki gibi. Fiil 'adil olmak' manasına geldiğinde ise fiilin mastarı 'adl oluyor ve fi veya li gibi edatlarla dolaylı tümleç alıyor.
Turner'in makalesinde "haktan, doğru yoldan ayrılmak" manasına örnek olarak verdiği ayetlerin isabetli seçim olduğu tartışılır. Misalleri nereden aldığını bilmiyorum, kaynağını vermemiş. Ömer'in makalesinde de yok. Sırasıyla iç misali inceleyelim:
1. 4:135-Nisa Suresi 135. ayet: فـلا تـتبعوا الهوى ان تـعـدلـوا - Bir manası "haktan 'udul ile hevaya uymayınız." Evet, Elmalının bu mealinde ve diğer Arap müfessirlerin tefsirlerinde, mesela Zemahşeri'de, 'haktan' -عـن الـحـق- kelimesinin müfessirler tarafından tefsire konulduğunu görüyoruz (Kur'anın ifadesinde yok) ve Arapça ifadelerde her zaman عـن edatı kullanılıyor. Eğer bu ayetteki kullanım, 'udul mastarı ile kullanılarak 'haktan uzaklaşmak' manasına değilde 'adl mastarı ile kullanıp tam zıddı manaya alınacaksa bu durumda ayet şöyle yorumlanıyor: "adalet ediyoruz diye hakkı ketm ve tahrif etmeyiniz." Bu ayette ان تـعـدلـوا mastar-ı müevvelinin başına bir لا takdir edenler de vardır.
2. 5:9-Maide Suresi (aslında 8. ayet olacak): Bu ayeti Turner neden aldı bir anlam veremedim; muhtemelen fiilin önündeki olumsuzluk edatı لا'yı görmedi. Ayetin manası şöyle: "Bir kavme buğzunuz veya bir kavmin size buğz u adaveti sizi adaletsizliğe (en la ta'dilu) sevketmesin." Elmalının "adaletsizliğe" diye terceme ettiği kelime fiil cümlesinden çevrilmiş mastardır, yani "adil olmamaya" demek. Dolayısıyla adalet fiilinin kendisi olumsuz mana ifade etmiyor, başındaki olumsuzluk edatı kelimeye olumsuz anlam katıyor.
3. 27:60-Neml Suresi 60. ayet: "Yoksa bir tanrı mı var Allahla beraber? - Hayır, onlar sapkınlık yapıyorlar." Burada İsfahani'nin 'a-de-le fiiline verdiği manalara itibar ederek, şöyle mana vermek daha münasip görünüyor: -Yoksa bir tanrı mı var Allahla beraber? - Hayır, onlar Allaha eş koşuyorlar. Bir şeyi bir şeye muadil tutmak, yani birisine başka bir şeyi eşit görmek demektir ki adele fiilinin temel manalarındandır. Yani bana göre -عـن الـحـق gibi bir dolaylı tümleç takdir ederek haktan sapıyorlar manası vermek yerine ilk manasına bağlı kalarak, 'birşeyleri Allaha muadil tutuyorlar' manası daha münasip olacaktır. Bu da, "Allah ile beraber bir tanrı mı var" sorusuna cevap olarak daha uygun. Şöyle anlaşılabilir: "Hayır, gerçekte Allah ile beraber başka bir tanrı yok; onlar başka şeyleri Allaha eş tutuyorlar." Allah'u a'lem.
Özetle, 'a-de-le fiili'nin temel ve birinci manası doğru yolda olmak, adil davranmak, ölçülü davranmak, hakkı gözetmek, ve dengeli davranmak, dengeyi tutturmak gibi manalara gelir. Birisini birisine muadil-denk tutmak manası da buradan türetilir. Adalet kelimesi de bu manadan türetilmiştir. Adil olmak manasına geldiğinde, fiil olarak bir nesneye ihtiyaç duymaz. Dolaylı tümleç aldığı zaman ise, mesela birisine karşı adil oldu denecek ise, o zaman 'onun için-birisine karşı' manalarını verecek li edatı kullanılır. 'Haktan ayrılmak' manasına kullanılacaksa o zaman da 'ani-l hakki şeklinde bir 'an edatı ile kullanılır. Bu manalara riayet edilerek bakıldığında Aldülmennan Ömer'in Kur'an kelimeleri sözlüğü, diğer maddelere bakmadım, sadece adl maddesi ile alakalı söylüyorum, çok kısa ve ayrıntıları ihmal eden bir eser gibi görünüyor.
Son olarak, İsfahani'nin El-Müfredat fi Ğarib'il-Kur'an eseri ile Abdulmennan Ömer'in Dictionary of the Holy Qur'an kitabını karşılaştırınca şunlar ortaya çıkıyor.
a. Ömer'in ilgili makalesinde muhtelif manalar sadece istif edilmiş. İsfahani'nin makalesi daha sistemli ve ayrıntılı.
b. Ömer bir yerlerden aldığı bilgileri tahkik etmeden kullanmış. Mesela ayeti kerimedeki, den-dan eki almayan ve dolaylı nesnesi olmayan 'adele fiilinin "doğru yoldan ayrılma" manasına geldiği hakkında bir şahit getirmemiş, hangi durumlarda bu manaya geldiğini de izah etmemiş. Turner'in, Ömer'in kitabına itimat etmesi de Turner'i yanıltmış.
Comments
Post a Comment